Plus Ultra

İspanya ve Kutsal Roma Germen imparatoru olacak olan Prens Carlos,1516'da kendine 'plus ultra'yı düstur olarak benimsedi.İfadenin tam çevirisi olmasa da Türkçeye 'daha ötesi' şeklinde aktarılabilir.Colomb'un Amerika'yı keşfi ve devamında gelen Coğrafi Keşifler haritaları değiştirirken bu değişim haritalarla sınırlı kalmıyordu.Thomas Kuhn'un terminolojisi ile,paradigma değişimi mevcuttu.Peki bu ne anlama gelir? Bacon'un da düstur edineceği plus ultra'nın kapitalizm ve materyalizm ile ilgisi nedir?Bir orta sınıf materyalizminden bahsetmiyorum,felsefi anlamda inkarcı ve ampirist materyalizmin bahsindeyim. Max Weber Protestanlığın kapitalizmin ilerleyişindeki etkisinden bahseder,babası bir Protestan Papazı olan Nietzsche Julian Young'a göre 'Katolikliğin halkı uyutmak için tasarladığı ayinleri' ürkütücü bulmaktadır. Yani bir ılımlı din politikasından söz edilmektedir.'Dinler pençelerini gevşettiğinde sanat başını kaldırır' diyen Nietzsche'nin bu ılımlılıktan etkilenmiş olması olasıdır her ne kadar sonradan Luther'in Hristiyanlığın ömrünü uzattığını düşünse de.Peki bu,kitleleri yönlendiren ve uzun süreli savaşlara sebep olan Hristiyanlık mezhepleşmesinin,en çarpıcı örneklerinden bile Protestanlıktan yüzlerce yıl önce yaşanmış 4.Haçlı Seferi'dir,ılımlı ve az hükümdar dini anlayışının etkisi nedir?Plus Ultra neyin habercisidir?Ali Şeriati'ye göre feodal kapalı dünya görüşünün yerini bıraktığı burjuvazinin nihai amacı sınırsız ilerlemedir,geçmişle işi yoktur ve geleceğe yönelik dünyevi cennetin peşindedir.Sınırsız ilerleme ve daha ötesi tamamen aynı şeyler,bilgide Herakles Sütunlarını aşma isteğinin tezahürleri.Ne var bunda denebilir,bilim ilerleme değil midir?Mantıksal anlamda,her ne kadar bazı filozoflar aksini iddia etse de,bu doğrudur.Teoriler Popper'e göre test edilebilir ve yanlışlanabilir olduğu ölçüde bilimseldir.Buraya kadar sorun yok zira bilim bize toplumumuzun paradigmasını söylememektedir,fark edilirse,empirist filozoflar doğru bilginin tek kaynağının bilim olduğunu söyleseler de ahlak görüşleri gibi soyut konularda sözlerinin bilimle doğrudan bir alakasının olmadığı açıktır. Newton'un doğa bilimlerinde yaptığını sosyal bilimlere uyarlamayı yani onları bilimsel bir determinizm ile açıklamayı kendine hedef edinen Hume'un yeni bir terminoloji ve yasalar bütünü oluşturması gerekiyordu ve bu da,en azından o dönemin şartlarıyla,sınanabilirlikten ve deneyselleştirilebilecek teorik çerçeveden çok uzaktı.Günümüzde her ne kadar evrimci davranış ve psikoloji bilimleri insan hareketlerine bir çözümleme peşindeyse de bunların 'bilimsel'liği üzerine tartışma gerektirir.(Ayrıca Sosyal Darwinizm gibi konseptlere değinmek de gerekir,Darwin'in evrimi ilerlemeci değil uyumcu olarak tanımlamasına rağmen-asalakların doğal seçilim yoluyla basitleşmesini örnek verir-toplumsal 'ilerleme'den ve bunun ıslahından bahsedenlerin evrimci bir perspektifle hareket ettiklerini söylemelerini tartışmayacağım bile.)
Plus Ultra'ya dönersek fark edeceğimiz diğer nokta değişimin ve ötenin getirdiği sonuçların halk ile olan ilgisidir.Sanayi Devrimi'nden bugüne hayatlarımızın ne kadar değiştiğine bakarsak bu,Dünya haritalarındaki değişimi anımsatır.Özellikle 21.Asır bu durumun zirvesidir.Reklam kültürü,tüketimin olumlanması ve yine Ali Şeriati'nin deyimini bir miktar değiştirirsek 'ihtiyaç sentezi'dir.Peki trajikomik reklam kültürü ile plus ultra'nın vizyonunu nasıl bağdaştıracağız?Daha ötesine ulaşmak ile,onların kelimelerinde düşünüyorum,televizyon izlemek arasında bir bağıntı göremiyorum.Daha önceki yazılarımdan birinde bir geçiş çağında olduğumuzu yazmıştım.fakat çağımız gerçekten ilginç bir yerde.Dünya Savaşları'nın ardından gelen genel devletler arası barışın ardından refah,teknolojik gelişimin doğal bir sonucuydu.Fakat bu refah ve reklam kültürü ile plus ultra arasında dehşetli bir zıtlık var..Zevk adası ile gökleri incelemek bağdaş(a)maz.Bu bakımdan tüketim ve plus ultra arasındaki şiddetli gerilim ve ikisinin arabayı farklı yönlere çeken iki at olması,güçlü olanın kazanacağını düşünmek yerine arada zarar gören ve ilerlemesine ket vurulan arabaya yardım etme isteği uyandırıyor.(Çekiçle değil,makas ile.)
Gök ile yerin basit bir eğlence için yaratılmadığı hükümle sabittir, bu yüzden 'zevk adası' ancak amaçsızlığın sebebi ve sonucudur.Kültürün bu gerilimi,arabanın içinde bulunanların şiddetli sallantılar geçirmesinin 'karşılıklı nedensellik' içerisinde yorumuna imkan verir.Bana göre önemli nokta şudur:
Plus Ultra,düşünsel anlamda evrenin keşfi açısından son derece yerindedir,çalışma ve iştah gerektirir.Yoğun bir tefekkür ve deneyler silsilesinin yani çalışkanlığın tetikleyicisi olarak kuvvetli bir 'at' olabilir kültür denen arabayı çekmek için.Fakat gerilimi oluşturan hususun,zevk adasının, varlığı kendi emellerine de terstir.Arabadan başını çıkarıp bakamayan sürekli bir deprem halinde ve düzensiz,karmaşık bir yerde olduğunu sanır.Başı döner,anlamsızlığı ve absürdlüğü doktrinleştirebilir.Fakat bu sallantının sebebi olarak zevk adasının farkında kişi,arabadan başını çıkarır,bu 'at'ın iplerini keser ve sallantının kesildiğini görür,diğer gerilimler yoksa.Bugün anlamsızlık bulantılı bir baş dönmesi halinde sinelere saplanıyorsa,sebebini arayabileceğimiz bir yer de burasıdır.Sürekli sallanan ve pencereleri perdeli bir at arabası kişide ancak nefret uyandırır.Bu nefreti iyi kavrayıp makaslar bulmak lazım,zira çekiçle ip kesilmez,bulalım ki önceden söylediğim şu sözlere ulaşmak için adım atabilelim:
Çağı aşmak için onu anlamak gerekir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pforta,Kayseri Fen Lisesi,Okul-1

Bir Kayısı Ağacı

DOSTOYEVSKİ