Bir Kayısı Ağacı

Uzuun mu uzun bir giriş yapmayacağım çünkü çok eski bir ağaçtan bahsetmiyorum. Fakat artık olmayan bir ağaç bu, belki de hikayesini yazmaya bu yüzden heveslendim, neyse...
Çocukluğumuzda az gölgesinde dinlenmedik, az tırmanmaya çalışmadık ve yüzükoyun toprağında az uzanmadık. Koskoca bir ağaçtı, hele küçük olduğumdan mıdır bilmem devasa gözükürdü bana. Hatrımda ilk kalanlardan bir parça düşüneyim, etrafı da bol bol ağaçlarla çevriliydi fakat onu diğer ağaçlardan farklı kılan bir özelliği vardı: Yapraklarıyla beraber parlayan kayısıları. Bunun içindir ki etrafındakiler birer birer kesildi, ona hiçbir şey olmadı. Birer birer arkadaşları kesildi, her biri 2 haftalık yakıt olmak uğruna kayısı ağacını bıraktı gittiler. Ama kül olana kadar da içlerinde bu sılayı sakladılar. Ağaçlar her kesildiğinde bizim kayısı ağacı da eğildi, su almaz oldu, kayısıları da söndü gitti. Eminim ağacın da duyguları vardı, özlemi vardı, sevgisi vardı. Sadece sevdikleriyle bir yaşamak istiyordu, kayısılarıyla parlamayı öyle yeğliyordu. En sonunda o da kül olmaya mahkum oldu. Tabi yıllar geçti üzerinden ama aklımda bir yerde hep durur, her o mahalleye gittiğimde gözlerim dalar düşünürüm, düşünürüm... Yine yere yüzükoyun uzanmak isterim, arkadaşlarımla el ele verip koşmayı…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pforta,Kayseri Fen Lisesi,Okul-1

DOSTOYEVSKİ