Pforta,Kayseri Fen Lisesi,Okul-1
Türkçe'deki okul kelimesinin kökeni tam anlamıyla bilinmese de Fransızca École kelimesinden esinlenilmiş olma ihtimali yüksektir. École ise Yunanca σχολή(skole)dan alınmış olup 'felsefe ve ders yeri' manası taşır.Lise kelimesi ise Fransızca lycee'den alınmış olup Fransızlar da bu kelimeyi Yunancadan almıştır.Aristoteles'in kurduğu okula verilen addır.Etimolojik bilgileri verme sebebimin ilki,iki kelimenin de Yunanca kökenli olması;ikincisi ise gündelik dilimizin vazgeçilmezi ve hepimizin hayatının en az 12 yılını geçirdiği 'okul'un Batı kültürüyle olan ilişkisinin açımlanma isteğidir.Batı kültüründe bilinen ilk sistematik okul,Platon'un,kapısında 'Geometri bilmeyen giremez.' yazdığı Akademisi'dir. (Ne tesadüf ki,bu kelime de günümüze miras kalmıştır.) Akademi,MS529'a kadar bir eğitim merkezi olmuş,Platon'dan sonra yüzlerce yıl boyu eğitime devam etmiştir.Kurulum hedefi ise Yunan devletini yönetecek Filozof-Kral yetiştirme isteğidir.Buraya kadar her şey güzel.Zira kelime anlamından gelen 'felsefe ve ders yeri' bahsine son derece uygun. Burada diğer bir örnek olarak Michelangelo'nun yetiştiği okul da verilebilir bu tabirin uygunluğunun tecelli etmesine.
Şimdi tarihi 1858'e öteleyelim. 14 yaşındaki Nietzsche,Gramer okulundaki azmiyle dönemin Almanya'sının en iyi lisesi olan 'Pforta'ya burslu kabul edilir.Annesi gelenekçi Protestan Franziska Nietzsche oğlundan ayrılacağı için üzülse de bu eğitim imkanını geri çeviremez. Kayseri Fen Lisesi'yle hiçbir farklılık göze çarpmıyor şimdilik.İlk kez okula gelen Nietzsche,okulun yeşil arazisi ve kasvetli görüntüsünden etkilenmiş ve ev,dostluk hasreti duymuş.(Hala farklılık yok,tabi eski okul için)Fakat Pforta'nın olağanüstü disiplinli yapısı,öğrenciler üstünde her yandan iktidar ele geçirilmesi ve müthiş müfredatı ile,müdürün sözleriyle,'şiddetli,ciddi ve güçlü bir disiplin ruhu' sayesinde öğrencilere 'üstlerinin emirlerine ve iradelerine itaat etmeyi,verilen görevleri ciddiyet ve titizlikle yerine getirmeyi,kendini kontrol edebilmeyi,hevesle çalışmayı,orijinal şahsi inisiyatifin gelişmesini' öğretmeye gayret edeceklerdi. Bu gayret,boş bir gayret değildir ve öğrencilerin eğitimi için fevkalade mühimdir. Örneğin müfredat:Modern Avrupa yerine tam bir klasik dönem sevgisi.Latin,Yunan,Schiller ve Goethe'nin klasikleri.Kısacası,yüzyıllar boyunca kültürlere rehberlik etmiş 'dinamikleri',öğrencilerin tam zamanıyla öğrenmesi ve bu klasiklerin öğrencilerin gelişim dönemlerinde eşlik etmesi amaçlanıyor. Goethe,'İnsanlar ömürlerinde bir kez bulüğ azabı çekerler;fakat dehanın çocukları birçok kere...Böylece her defasında gençleşirler.' der.Bulüğ çağı bu nispetle,acısı ve devinimi ile insan ömründe yeganedir.Bu önemli devir,birkaç asırdır lisede geçiriliyor.İnsanlar kişilik gelişimlerinin büyük çoğunluğunu lisede tamamlıyor.Bu husus daha iyi anlamak için kişi,liseye başlarken ve bitirdikten sonra sonra kendisine yöneltilen eleştiri ve hakaretlere verdiği tepkilerin boyut ve niteliğine baksın.Çocuksu gururun yerini bambaşka bir duygu almış.çocuksu iştihanın yerini bilinçaltı ve bilincin yönlendirmek için uğraştığı,biyolojik ve cinsel gelişimin de etkisiyle yönlendirilmesi güçleşmiş bir istenç almıştır.Fakat Schopenhauer'in bahsettiği a priori olarak istenç değildir bu.Lise yıllarının detaylı psikolojik tahlili başka yazılara kalsın.Bu yazı,lisede verilmesi gereken anlayış ve görüşün yazısıdır.Pforta'da öğrencilere kazandırılmaya çalışılan 'halkı yöneten kültür adamı' portresinin Kayseri Fen Lisesi'nde karşılığını hiçbir manada bulamamasına güdülen kinin ve düzeltme isteğinin yazısıdır.Fen lisesinde Fen öğretilir,kültürü yönlendiren ve halkı yöneteni yetiştirmenin yeri başkadır denilebilir.Şiddetle reddediyorum.Kültürü parçalara ayırıp bilimi sanattan koparmak bana göre 'kültür'ün çöküşünün başlangıç adımıdır.Kayseri Fen Lisesi,öğrencilerine kültürel bir misyon yükleme görevini üstlenmek yerine öğrencilerine yalnızca bir araya toplanabildikleri bir kampüs ortamı sunmak gibi basit bir hususu yerine getirebilmektedir.Bir atılım yahut savaş göze çarpmıyor burada.Müfredat öğrencileri kültüre temas ettirmekten çok uzak.Felsefe derslerinde öğrenciler,filozofların yaşadığı mekanları ezberliyor,düşüncelerini öğrenmek yerine.Matematik,matematik felsefesinden bihaber okutuluyor.Doğa felsefesi ve sanatın muhteşemliği yerine bir yığın bilgi...Yığınla toprak bireyin üstüne atılırsa mezar olur,düzenli bir şekilde verilirse sığınak.Bunlar işin müfredat kısımları tabii ki.Öğrencilerle alakalı olan ve daha da önemli olan kısım başka bir yazıya kalsın.Bahsetmek istediğim,lise çağındaki insanın gelişimini etkileyen etmenlerin düzenlenmesinin önemi,ve bunu başarma durumunda elde edilecek muvaffakiyet. Nietzsche'nin ömür boyu Pforta'ya bağlılık ve minnet duyması mesela. Okulun temel amacı,tanıştırmak ve öğrencileri,çizecekleri yol için hazırlamak,onlara yol erzağı sağlamak ve yolda karşılarına çıkabilecek tehlikelerden haber vermek olmalıdır.Onları,insanlık tarihinin büyük eserleriyle tanıştırmak,dinlerini düzgün bir şekilde tarihleriyle öğretmek,ilim ve kültürün değerini anlatmak müfredatıyla beraber okulun,aynı zamanda okuldan da önce ailenin,temel görevidir.Ne öğrendiklerini anlamaksızın sürekli test etme amaçlı öğretmek gibi bir kısır döngü değil.Öğrencilere logos spermaticos'u göstermek...
Kaynakça:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Okul
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/321204
https://www.buyukdoguyayinlari.com/o-ve-ben/1/10
https://www.iskultur.com.tr/nietzsche.aspx
https://www.iletisim.com.tr/kitap/bu-ulke/6852
Şimdi tarihi 1858'e öteleyelim. 14 yaşındaki Nietzsche,Gramer okulundaki azmiyle dönemin Almanya'sının en iyi lisesi olan 'Pforta'ya burslu kabul edilir.Annesi gelenekçi Protestan Franziska Nietzsche oğlundan ayrılacağı için üzülse de bu eğitim imkanını geri çeviremez. Kayseri Fen Lisesi'yle hiçbir farklılık göze çarpmıyor şimdilik.İlk kez okula gelen Nietzsche,okulun yeşil arazisi ve kasvetli görüntüsünden etkilenmiş ve ev,dostluk hasreti duymuş.(Hala farklılık yok,tabi eski okul için)Fakat Pforta'nın olağanüstü disiplinli yapısı,öğrenciler üstünde her yandan iktidar ele geçirilmesi ve müthiş müfredatı ile,müdürün sözleriyle,'şiddetli,ciddi ve güçlü bir disiplin ruhu' sayesinde öğrencilere 'üstlerinin emirlerine ve iradelerine itaat etmeyi,verilen görevleri ciddiyet ve titizlikle yerine getirmeyi,kendini kontrol edebilmeyi,hevesle çalışmayı,orijinal şahsi inisiyatifin gelişmesini' öğretmeye gayret edeceklerdi. Bu gayret,boş bir gayret değildir ve öğrencilerin eğitimi için fevkalade mühimdir. Örneğin müfredat:Modern Avrupa yerine tam bir klasik dönem sevgisi.Latin,Yunan,Schiller ve Goethe'nin klasikleri.Kısacası,yüzyıllar boyunca kültürlere rehberlik etmiş 'dinamikleri',öğrencilerin tam zamanıyla öğrenmesi ve bu klasiklerin öğrencilerin gelişim dönemlerinde eşlik etmesi amaçlanıyor. Goethe,'İnsanlar ömürlerinde bir kez bulüğ azabı çekerler;fakat dehanın çocukları birçok kere...Böylece her defasında gençleşirler.' der.Bulüğ çağı bu nispetle,acısı ve devinimi ile insan ömründe yeganedir.Bu önemli devir,birkaç asırdır lisede geçiriliyor.İnsanlar kişilik gelişimlerinin büyük çoğunluğunu lisede tamamlıyor.Bu husus daha iyi anlamak için kişi,liseye başlarken ve bitirdikten sonra sonra kendisine yöneltilen eleştiri ve hakaretlere verdiği tepkilerin boyut ve niteliğine baksın.Çocuksu gururun yerini bambaşka bir duygu almış.çocuksu iştihanın yerini bilinçaltı ve bilincin yönlendirmek için uğraştığı,biyolojik ve cinsel gelişimin de etkisiyle yönlendirilmesi güçleşmiş bir istenç almıştır.Fakat Schopenhauer'in bahsettiği a priori olarak istenç değildir bu.Lise yıllarının detaylı psikolojik tahlili başka yazılara kalsın.Bu yazı,lisede verilmesi gereken anlayış ve görüşün yazısıdır.Pforta'da öğrencilere kazandırılmaya çalışılan 'halkı yöneten kültür adamı' portresinin Kayseri Fen Lisesi'nde karşılığını hiçbir manada bulamamasına güdülen kinin ve düzeltme isteğinin yazısıdır.Fen lisesinde Fen öğretilir,kültürü yönlendiren ve halkı yöneteni yetiştirmenin yeri başkadır denilebilir.Şiddetle reddediyorum.Kültürü parçalara ayırıp bilimi sanattan koparmak bana göre 'kültür'ün çöküşünün başlangıç adımıdır.Kayseri Fen Lisesi,öğrencilerine kültürel bir misyon yükleme görevini üstlenmek yerine öğrencilerine yalnızca bir araya toplanabildikleri bir kampüs ortamı sunmak gibi basit bir hususu yerine getirebilmektedir.Bir atılım yahut savaş göze çarpmıyor burada.Müfredat öğrencileri kültüre temas ettirmekten çok uzak.Felsefe derslerinde öğrenciler,filozofların yaşadığı mekanları ezberliyor,düşüncelerini öğrenmek yerine.Matematik,matematik felsefesinden bihaber okutuluyor.Doğa felsefesi ve sanatın muhteşemliği yerine bir yığın bilgi...Yığınla toprak bireyin üstüne atılırsa mezar olur,düzenli bir şekilde verilirse sığınak.Bunlar işin müfredat kısımları tabii ki.Öğrencilerle alakalı olan ve daha da önemli olan kısım başka bir yazıya kalsın.Bahsetmek istediğim,lise çağındaki insanın gelişimini etkileyen etmenlerin düzenlenmesinin önemi,ve bunu başarma durumunda elde edilecek muvaffakiyet. Nietzsche'nin ömür boyu Pforta'ya bağlılık ve minnet duyması mesela. Okulun temel amacı,tanıştırmak ve öğrencileri,çizecekleri yol için hazırlamak,onlara yol erzağı sağlamak ve yolda karşılarına çıkabilecek tehlikelerden haber vermek olmalıdır.Onları,insanlık tarihinin büyük eserleriyle tanıştırmak,dinlerini düzgün bir şekilde tarihleriyle öğretmek,ilim ve kültürün değerini anlatmak müfredatıyla beraber okulun,aynı zamanda okuldan da önce ailenin,temel görevidir.Ne öğrendiklerini anlamaksızın sürekli test etme amaçlı öğretmek gibi bir kısır döngü değil.Öğrencilere logos spermaticos'u göstermek...
Kaynakça:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Okul
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/321204
https://www.buyukdoguyayinlari.com/o-ve-ben/1/10
https://www.iskultur.com.tr/nietzsche.aspx
https://www.iletisim.com.tr/kitap/bu-ulke/6852

Yorumlar
Yorum Gönder