Lale Devri Çocukları Olmaya Giden Yol

1683'te Viyana Kuşatması faciasının ardından gelen 16 yıllık savaş dönemi, 1699'da imzalanan Karlofça'nın getirdiği toprak kaybı, en nihayetinde 1716-1718 arası savaşların ardından barış yönünde atılan adımlar ve Damat İbrahim Paşa'nın politikaları ile geçen gelen dönem tarihçi Ahmed Refik'in adlandırmasıyla Lale Devri olarak geçer. Osmanlı Devleti'nin Son Rönesans'ı da denilir. Bu devri özel kılan hususun temelinde yönelim ve zihniyet değişimi yatar. Musiki, şiir, resim, sanat, bezmler ile geçen 12 yıl Osmanlı tarihinin, bana göre, en ilginç ve incelenesi dönemlerinden biridir. Kadim İran gelenekleri ile Fransız Mimarisi bir potada eritilmeye çalışılmış, tüm zenginliğiyle resimlere ve eserlere konu olacak manzaralara cereyan etmiştir. Peki daha sonra halkın "şeriatı ihya" hedefi ile isyana geçeceği bu zevk devrinin doğmasına ne sebep oldu? Halil İnalcık, Osmanlı'nın Batı' ya bakış açısında Karlofça'nın önemini vurgular ve eskiden "kafir icadı" diye bakılan nesnelere karşı "farklı bir görüş"ün ortaya çıktığını söyler. Elbette bu değişimin öncüleri vardır, Dimitri Kantemir'in çevresinde Rami Mehmet Paşa ile yaşanan kültürel hareketlilik bu İlk değişimin örneklerinden biridir. Batı'ya bakıştaki değişimin devasa önemi hakkında çokça kitap yazıldı, Doğu Batı sorunu üzerine binlerce tez, fikir, makale, kitap ortaya atıldı. Paris sokaklarında Türk modası da gezindi tarihte, İstanbul' da fikir ortamlarında Batı'yı her şeyiyle almalıyız diyenler de. Doğu Batı sentezi ile uğraşanlar da oldu, iki tarafı birbiriyle kavuşmaz görenler de. Goethe Doğu Batı Divanı'nı yazarak Hammer'ın ve diğer onlarca oryantalistin çabalarını şiirselleştirdi. Peki Batı'nın şahlanmaya başladığı ilk tarihlerden Sanayi Devrimi' nin doruklarına kadar tarih sahnesinde olan Osmanlı Devleti'nin etkisi ve etkilenmesi neydi bu olanlara karşı? Keşif sözcüğü dillere plus ultra ile beraber giriyorken Osmanlı Devleti gücünün zirvesinde ve Baki, Mimar Sinan, Muhibbi, Fuzuli, Sokullu gibi 16.yüzyıl devleri ile birleşik bir devlet halindeydi. Mohaç 2 saatlik bir destan, Preveze göklerde parlayan bir yıldızdı. 1699'a nasıl gelindi ve neden Batı'ya karşı zihniyet değişti? İlk sorunun cevabını vermek haddime değil lakin ikinci soru üzerine bir miktar düşüneceğim. Bana göre anahtar nokta, değişimin kokusunun alınmasıdır, mecbur kalınmadan değişebilme yeteneğidir. Avcınızı gördükten sonra kamufle olmaya çalışırsanız yalnızca ölümünüz kolaylaşır. Bu yeteneğin kazanılması elbette çağın takibine bağlıdır. Fatih Sultan Mehmet'in Ali Kuşçu'yu İstanbul'a getirmesi boşuna değildir. Hamlet'te ünlü bir söz vardır:
"Hazır olmak her şey demektir."(the readiness is all)
Değişimi kendi yolu üzerinde sürdürmek mümkünlüğü kaybolunca musibete maruz kalmadan akarsu yatağını bir miktar kaydırmak gerekir. Fikirsel bir değişimi bu olaydan kolay sanmayın. İnsanların putlarından kopmasını zorluğu Taif'te gün yüzüne çıkmıştı. Bu yüzden ilimsel alandaki değişimin takibinin önemi barizdir. Bundan 400 yıl önce matbaa topraklarımızda mevcut değilken Avrupa'da basılı kitap sayısı katlanarak artıyordu. Bilindiği gibi Beyt'ül Hikmet gibi muhteşem kültür atılımlarının kitap ve düşünceyle ilgisi açıktır. İslam filozoflarının Yunanlar ile alışverişi rahatça anlaşılabilir. (Veriş:Yayılım) Bu dönemdeki yaklaşım ile kafir icadı düşüncesi arasındaki fark devasa. Hazır olmamanın ve geri kalmanın sonuçları hala sırtımızda bir yük. Birçok yazımda tekrar ettiğim çağı anlamanın önemi tam da burada saklıdır.Osmanlı Devleti musibetlerden önce değişim gerçekleştirebilse neler olurdu diye düşünüyor insan. Tarihi hayal gücüne kurban etmeden yazımı bağlamak ve bitirmek istiyorum. Söylemek istediğim, kültürü koklamak ve "kırmızıya kayan" ışığı "maviye" yöneltebilmektir. Önceki yazımda bahsettiğim sallantıları engellemek ve yatak değişimine zorlanmak yerine akış hızını ve gücünü artırmak üzerine düşünülesi hedeflerdir. O anda var olan en yüksek kültürel gelişimi oksijen olarak değerlendirirsek varlığı azaldıkça yaşadığımız zorlukların artacağını ve tamamen uzak kalırsak öleceğimizi fark etmenizi isterim. Hazır olmak diri olmaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pforta,Kayseri Fen Lisesi,Okul-1

Bir Kayısı Ağacı

DOSTOYEVSKİ