Kitap, İrfan ve Genç

Kitap, idrakımıza iliştirilmiş bir mercek. Her kitap farklı bir renk, her kitap başka bir atmosferden
soluklar getirir bize. Ömrümüz boyunca hiç göremeyeceğimiz iklimlerin insanlarına benzetir bizi
kitap, bir kez bile göz göze gelemeyeceğimiz devlerle dostluklar kurdurur. Kendi başına bir anlamı
olmayan nesneler;yazar ve okuyucu arasında manevi bir bağ kurar, bu ikiliyi gündeliğin sıkıcılığından,
geçmişin pişmanlığından ve geleceğin kaygıları arasında köle hayatı yaşamaktan azat eder. Idealar
alemine benzer bir yerlerde, gerçekliğin içinde fakat onun üstünde bir buluşma… Kiminde yazar
okuyana verir vermek istediklerini, kimi zaman ise okuyucunun alevden tecessüsüdür kitabı anlamlı
kılan. Her kitap hazinesini buyur eder zihnimize, bazan kibrin soğuk cesaretiyle reddederiz susamış
idraklarımıza damla damla(kelime kelime) sinme gayretindeki bu cevheri. Anlayamamak, egoyu
alevlendirir ve kitabın bize gözüken kabuğuna zulmederiz. Tözüne inmeden ayrılırız, bir miktar
kazdıktan sonra burada maden yok diye vehmeden işçi gibi. Fikir işçiliği de buna benzer çoğunlukla,
nadirdir gerçek cevhere ulaşıp da o güne kadarki tüm kabullenmelerimizi bir kenara bırakarak
hazineden faydalanmak. “Yalnız faydalı olan iyidir. “der Goethe,buna “Yalnız zihnimizin geniş ve
kasvetli duvarlarına aksini bırakabilmiş kitaplar iyidir”i ekleyebiliriz. Zira dünyaya bakışımızı zihnimizin
duvarlarına iliştirdiğimiz mercekler belirler. Buğulu camlar, dünyanın buğulu olduğuna hükmeder.
Sürüleri hayata bakışı da bu minvaldedir;ideoloji tek bakıştır, tek kabulleniş. İzm ne kadar kirliyse,
bakış ve dolayısıyla eylem de o kadar kirli olur. Meriç’in dediği gibi “Sürü, nezleye tutulur gibi
ideolojiye tutulur.” Bunun kitapla ne ilgisi var sorusu akıllara gelebilir, lakin ideolojinin zihinlere
askerlerini sevk ettiği köprü de kitaptır,Nietzsche’yi bir gecede Schopenhauer’ci yapan da bir tek
kitaptır, uygarlıkları uygar kılan kutsal eserler de kitaptır. İrfanın hazinesini adımlamak isteyen kendini
kütüphanelerde bulur, satırların arasında gezinir milyonları ışığa boğan yahut karanlığa gömen
fikirler. İyi kitaplar birer küheylandır, sırtında tüm heybetiyle yazarı ve fikirleri bulunur:
Biz asude sabahlar peşinde doludizgin
Koşan karlardan beyaz, denizlerden engin
Yelesinde kainat, gözlerinde hep fetih
Sırtında azameti ile mukaddes Fatih
Baki yolun yolcusu, durmak bilmez atlarız
Böyle haykırır kimi kitaplar ve bu haykırış, ergenlik çağının sorunları arasında duyulamaz genelde. 14-
15 yaşındayken dünya kendimiz dışında var olamaz pek, kendimizi duyarız kim ne konuşsa. “Kimse ilk
gençlik çağının ilk izlenimlerini üzerinden atabileceğini zannetmesin” der Goethe,biz de bu İlk gençliği
kendi sorunlarımızın boğucu ve dikenli havasını soluyarak geçiririz. Ahlak yerini pratik ve arzuya
bırakır, fikir ise düşünülmemiş eyleme. Böyle durumlarda sığınak yine kitaptır, yine kitap, hep olduğu
gibi kitap… Bir dost bizi tanıştırsa da yine kurtuluş doktrini kitaptadır, unutulur dost da düşman da. Bu bakımdan, gelin kitaplardan toplayalım bahar çiçeklerini de, yaz neşesini de, Güz yağmurlarını da. Gelin kitapla kalalım, kitaplaşalım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pforta,Kayseri Fen Lisesi,Okul-1

Bir Kayısı Ağacı

DOSTOYEVSKİ