Bir Tren Denemesi

Tren.Tarihçesi,mamul olduğu malzemeler, şekli, şemali fazla ilgilendirmez binerken beni. Salınarak ilerleyişi, kimilerinin sinirlerini bozan ahesteliği, bazen alabileceği en fazla yolcu sayısının iki veya üç katlarını doldurduğu için çekilmez bir gürültü yumağına dönüşmesi,izlediği güzergah itibarı ile doğanın gözlerine çekilmiş sürme misali uzun,taşlar ile kaplı rayları, tünellerden geçerken karanlığa gömülen vagonlarda nefeslerini korku ile tutan çocukların aydınlığa ulaşıldığındaki mesut çığlıkları, ayçiçek tarlalarında küsmüşçesine sırtını dönmüş ayçiçeklerinin sarı yeşil şöleni ve bu cümleye noktayı hiç nasip ettirmeyecek kadar çok detayı barındıran bir "ulaşım" aracı. Fakat hayattaki neredeyse her mutlu sonuçta olduğu gibi "ulaşmak" değil "yolculuk" işin keyifli tarafı. Ippolit'in idam mektubunu okurken söylediği "Couloumb Amerika'yı keşfettiğinde değil keşfederken mutluydu." sözünün tecellisi. Tren, çok takırtılı ve sallantılı olması itibarı ile kitap okumak ve yazı yazmak için binenleri bir miktar hayal kırıklığına uğratma da gözünüz açıkken rüya görmek,bilinçaltınıza kök salmış düşüncelerinizin nesnelerle,manzarayla eşleşip fikirlerinizle kaynaşmasını hissetmek gibi şehir hayatının rutin temposunda asla ulaşamayacağınız durumlara erişmek için efsunkar bir yer. Yolculuk boyunca hemen yanınızdaki camlar izleyebileceğiniz en muhteşem filmi cömertçe izletirken,insanların heyecanlarına ve fikirlerine kulak kabartarak tanıyabilirsiniz onları. Bir insanı tanımanın daha iyi bir yolu yoktur zaten. Ben Adana'dan Kayseri'ye giderdim tren vasıtasıyla. Ve dönüşü var bir de tabii. Erciyes Express trenlerine binenlerin kuvvetle hatırlayacağı vagonlar benim hayalgücümün şekillendiği masallardan biridir.
Küçük yaşlarımda olurdu bu yolculuklar.Genelde kışlara denk gelirdi.Kayseri'de karlar yolları kapatırken Adana'ya giderken inci taneleri süslemeye başlardı pencereleri.Mor menekşelerle kaplı dağlara beyaz bulutlar hükümranlık ederdi.Zihnimden daha önce hiç erişemediğim çeşitli düşüncelerle dağların, çiçeklerin, toprakların, şekillerini idrakımda değiştirir ve bazen hayvanları otlatan çobanları, bazen tren garlarında aceleyle sigara içip trene binmeye çalışanları bu doğal unsurlarla birleştirip oluşturduğum sentezle esriyerek uyuyakalırdım. Bu yolculukların en sevdiğim tarafı garlarda mola verdiğimiz kısımlarıydı.Bu molalar yarım saat ile bir saat arasında değişen zaman kesitlerindeydi ve bazen yol yapım çalışmaları gibi nedenlerle bekleme daha da uzun sürerdi. Bu beklemeler sırasında farklı bir ülkeye ilk kez gelen turistin rehberin ağzından çıkan kelimeleri can kulağıyla dinlemesiyle yaraşırcasına bir iştahla dikkat kesilirdim çevreye. Bu bakımdan,tren garları müthiş bir öğretmen.
Ayrılık gözyaşlarını,vuslat sarılmalarını,fakir umutsuzluklarını,satıcıların çınlayan seslerini,raylardaki çakıl taşlarının trenin gövdesine saldırmasıyla oluşan gürültüye karışan insanların,kahkahaları,tartışmaları,gülüşmelerinin yarattığı musikinin ufak bir anlığına da kesilmesiyle bireyin kendi benliğinden fışkıran hayal gücünün durmamazcasına çalışmaya başlamasını,büfelerde aceleyle simitlerini yiyip ayranlarını içerken "tren aniden gitse de burada kalsam sonsuza dek" diye düşününlerin gözlerine aksetmiş hayalperest parıltıları,beraber geçirdikleri süre yıldırım aşkı yaşanmasına imkan verecek kadar bile olmamasına rağmen tüm geçmişlerini ve gerçekleşmesi mümkün gözükmeyen hayallerini birbirlerine teklifsizce anlatmış teyzelerin birbirlerine inatla yiyecek,içecek ısmarlamaya çalışacak kadar samimiyet kurmuş olmalarının yarattığı "insan ilişkilerini" derinlerine kadar sorgulamayı ve daha buna benzer birçok öğretici durumu iliklerime kadar yaşatıyor,haberim olmadan zihnimin derinlerine kök salarak yaratıcılığıma güç katıyordu.
Hepsini o yaşlarda görüp görmediğimden emin olmasam da tecessüsüme yerleşmiş bu masalsı ayrıntıların yaratıcılığıma, hayalgücüme büyük etkisi ve katkısı vardır.
Binmeyen herkes binmeli eski tip trenlere.İnsanların yorgunlukları ve yolculuğun esrikliğiyle kendileri olduğu bir laboratuvardır burası.Herkes teklifsizce kendisi olur bazen,hapishaneler ve hastanelerin morgları dışında nadir olarak tecrübe edebileceğimiz bu durumu gözlemlemek için müthiş bir fırsat sunar,tren.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pforta,Kayseri Fen Lisesi,Okul-1

Bir Kayısı Ağacı

DOSTOYEVSKİ