Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Kayısı Ağacı

Uzuun mu uzun bir giriş yapmayacağım çünkü çok eski bir ağaçtan bahsetmiyorum. Fakat artık olmayan bir ağaç bu, belki de hikayesini yazmaya bu yüzden heveslendim, neyse... Çocukluğumuzda az gölgesinde dinlenmedik, az tırmanmaya çalışmadık ve yüzükoyun toprağında az uzanmadık. Koskoca bir ağaçtı, hele küçük olduğumdan mıdır bilmem devasa gözükürdü bana. Hatrımda ilk kalanlardan bir parça düşüneyim, etrafı da bol bol ağaçlarla çevriliydi fakat onu diğer ağaçlardan farklı kılan bir özelliği vardı: Yapraklarıyla beraber parlayan kayısıları. Bunun içindir ki etrafındakiler birer birer kesildi, ona hiçbir şey olmadı. Birer birer arkadaşları kesildi, her biri 2 haftalık yakıt olmak uğruna kayısı ağacını bıraktı gittiler. Ama kül olana kadar da içlerinde bu sılayı sakladılar. Ağaçlar her kesildiğinde bizim kayısı ağacı da eğildi, su almaz oldu, kayısıları da söndü gitti. Eminim ağacın da duyguları vardı, özlemi vardı, sevgisi vardı. Sadece sevdikleriyle bir yaşamak istiyordu, kayısılarıyl...

Psikoloji: Aleksitimi

İnsanlar doğaları gereği duygusal olmaya mecbur varlıklardır. Bilimsel açıdan bu durum beyindeki limbik sistemin ve bunun bir parçası kabul edilen hipotalamusun varlığıyla açıklanabilir. Tiffany Watt Smith Duygular Sözlüğü kitabında duyguları şöyle tanımlamıştır: Öğreti yoluyla öğrenilen hormonsal tepkimeye sebep olan frekansı yükselmiş inançların uzantısıdır. Ama bu yazıda biz duygusuzluğu ele alacağız. Aleksitimi, duyguları algılamak, tanımlamak ve anlamak konusunda yetersiz olunan bir psikolojik durumdur. Aleksitimi terimi ilk olarak 1973 yılında Peter Sifneos tarafından icat edilmiştir.Türkçe’ye duygu sağırlığı olarak geçmiştir. Bu insanlar iletişimde bulundukları kişiyle empati kurmakta zorluk yaşadıklarından karşıdaki kişiye de duygusal olarak yanıt vermekte yetersiz kalırlar. Aleksitimiye sahip bazı insanlarsa gerçekten duyguların ne olduğunu bilmemektedirler. Bir duygu yaşadıklarında o duygunun insan vücudu üzerindeki etkileri aynen görülmekte fakat kişi bunun nasıl bir duy...

Ne için Sanat(2)

Koskaca bir spektrumu atlayıp gelelim şimdi 0'a.Sıfır yalnız sanatın tezahürüdür.(Yalnızı istediğiniz gibi alabilirsiniz.)Fakat sanat nedir?Bu sorunun cevabı var mıdır?Bu sorunun net bir cevabı yoksa 0'ın da net bir karşılığı yoktur.Sanat tanımlanamazken sanat için sanat demek bana şeyin şeyin demek gibi geliyor.Her neyse.0,Türk sanatında genel olarak saf şiir ile temsil edilir.Haşim'in melankolik akşam tasavvurları,kararan sulara bakarak ağlayan insanlarda bir öneri yoktur.Size tavsiye vermezler.Kendilerini gösterirler.Daha önce incelemesini yaptığım Başımızın Üstünde Bir Bulutun adlı şiir 0'a yaklaşır.0,davanın anlatımı değil kendisidir çoğunlukla.Aynasıdır O'nun.0,yalnız imgelem değildir.saf aklın tezahürü de değildir.İnsanlar sınırlıdır ve ayrıcalıklı olunmadığı sürece eserler genel olarak saf olmazlar.Tek tat'a sahip bir yemek nadir bulunur,saf altın değildir mücevherleri süsleyen ve içtiğimiz su da saf değildir.Eser de bu bakımdan bir birleşimdir,çevreden,...

Ne İçin Sanat

Olması gereken ile olan arasındaki ayrımı yapabilmek mühimdir.Bu,sanatın yönünde de böyledir.Sanat sanat içindir demek yerine sanat sanat için olmalıdır denilmesi gerekir zannımca.Zira tarih boyunca insanlığın serüveninde nadide bir yeri olan sanat,amaçsal bakımdan incelendiğinde çağdan çağa ve kişiden kişiye bariz farklılar göze çarpar.Burada sadece Yunan tragedya-komedyasının gelişimi bile konunun incelenmesinde önemli yer tutar.Komedyanın mitolojik ve Yunani taraflarından ziyade Aristophanes'te belirginleşen politik hiciv tarafı,Parabasis'te halka verilen öğütler sanatın toplumsal kanalda akmasının saf tezahürleridir.Aristophanes'ten elimize geçen 11 komedyadan biri olan Barış,Yunani mizah unsurları ile birlikte tam bir barış övgüsü ve istencidir. Savaşçı ve emperyalist demokrasinin sonuna kadar eleştirisidir.Barış sonrası gelen müreffeh yaşam her yönüyle halkın karşısına sunulur ve böylece onlara yol gösterilir.Ayrıca başka şairlere de eleştiriler ve göndermeler bulun...

Yıldız Köşesi: Alpha Centauri

Resim
Alpha Centauri aslında tek bir yıldız değil; G tayf sınıfı (Alpha Centauri A), K tayf sınıfı bir yıldız (Alpha Centauri B) ile bunlardan görece olarak daha uzakta olan proxima centauri( Alpha Centauri C) isimli cüce bir yıldızdan oluşur. Yaşları tahminen 5 milyar yıl kadardır. Alpha Centauri Türkçe kaynaklarda Alfa Erboğa olarak geçmektedir. Yabancı kaynaklarda ise Rigel Kent olarak da bilinir.  Alpha Centauri yıldız sistemi diğer sistemlere göre daha önde tuttuğumuz bir yıldız sistemidir. Sebebi ise bu sistem içerisinde Dünya’ya benzeyen karasal bir gezegen keşfetmemiz.Bu gezegenin adı Alpha Centauri Bb olarak tanımlanmış. Fakat yıldızların konumları nedeniyle yine de olası bir yaşam düşünülmüyor. Alpha Centauri’nin diğer bir önemi ise Güneş’e en yakın yıldız sistemi olmasıdır. (4,37 milyar ışık yılı) Her ne kadar bir yıldız sistemi olsa da gökyüzüne bakıldığında bu yıldız sistemi bir bütün olarak görülememekte, bir yıldız varmış gibi görülmektedir. Yandaki görselde Güne...

DOSTOYEVSKİ

                                               DOSTOYEVSKİ   ÇOCUKLUK DÖNEMİ n Dostoyevski,di ğ er tüm Rus edebiyat devlerinin(Tolstoy,Pu ş kin,Gogol,Turgenyev,Her zen) aras ı nda toprak sahibi bir ailenin ferdi olmayan tek ki ş iydi. n Baba taraf ı Dostoyevskiler Litvanya ’ n ı n soylu ailelerindendi.Aile ad ı küçük bir köyden geliyordu.O k ö yde papazl ı k görevi üstlenen b ü y ü kbabas ı n ı n babas ı Rusya ’ ya g öç etmi ş ti . n Babas ı papaz okulunu bitirdikten sonra evden ka ç ı p t ı p e ğ itimi g ö rd ü ve doktorluk unvan ı ald ı .28 Haziran 1828 ’ de ise kendi ad ı yla birlikte,biri 8 biri 7 ya şı nda olan o ğ ullar ı Fyodor ve Mihail Dostoyevski’leri soylular aras ı na yazd ı rd ı . n T ı p,Rusya ’ da sayg ı n bir meslekti ama ki ş iye bir s ı fat veya iyi bir para kazand ı rm ı yordu.Bu sebeple Dostoyevski’ler kendilerini as...